Doğveller, Köseler
Veyislerin birinci kolunda Veyisoğlu Ahmet, yani Böbü Dede çocuklarını ele aldık. Anaları ayrı olmak üzere Böbü Dede’nin ağabeyi, Veyisoğlu Veli’ye sıra geldi.
Halil ve Rahime’nin çocuğu olarak 1837’de doğdu. (Bazı kayıtlarda 1827 doğumlu olduğu bilgisi var). Böbü Dede ile analarının farklı olduğu anlaşılıyor…Tanzimat öncesi doğup da belgelendirilebilen nadir kişilerden. Emine Hanım ile evliliğinden iki çocuğu dünyaya geldi. Kızı Neslihan’ı Hacılardan Arzımanoğlu Süleyman’a verdi. İlerde Davılcıarif olarak bilinecek Arzımanoğlu Arif’in anası olacaktır.
DOĞVELLER
Veli’nin ikinci çocuğu Mehmet. O da bir başka Neslihan ile, Veyislerin Ramazan kardeşi ile evlendi. Fakat çocukları önceki eşi Emine Hanımdan oldu. Yaş sırasına göre dört oğlunun isimleri Veli, Halil İbrahim, Ahmet Şükrü ve Ali Osman’dır. Bir de karısının adını verdiği 1913 yılında doğan kızı Emine var. Herhalde en küçükleriydi, 1933’te vefat ettiği kaydedilmiş… Veli ile Ahmet Şükrü’den günümüze yadigar bir şey kalmamış. Sadece Veli’nin Gocamat (Koca Ahmet Tektaş) ablası Ayşe ile evlendiği bilgisi var, hepsi bu. İki kardeş büyük ihtimal Birinci Dünya Savaşı şehitlerinden.
İki numara Halil İbrahim de savaşa katılmış, hatta tam dört yıl Rusların elinde esir kalmış. Demek ki Kafkas Cephesinde bulundu. Bu savaş döneminde çoğu evde yaşanan acılardan biri de burada yaşanıyor; kardeşler şehit… Babaları Veli oğlu Mehmet’in de harbe katıldığına dair söylenti var, ama bunu kesin olarak bilemiyoruz. 1930 Yılında vefat etmiş…
Sağ kalanlarla devam edecek olursak… Halil İbrahim’e ‘Doğu Veli’ dediler. Dedesine nispetle takılan bu lakap sonradan o ailenin adı oldu: ‘Doğveller’... Lakabın anlamı üzerinde durmak gerekiyor; ama bu konuda söylenecekler tahminden öteye geçmez. Şark manasına gelen Doğu ile alakası yok… Yalnız kulakları geriye doğru yatık koyunlara filan ‘doğu’ derlermiş eskiden. Acaba bu lakabın takılmasına sebep olan Veyisoğlu (her kim ise) kulak yapısı öyle miydi?…
Doğveli Çolağömerler kızı Şerife ile evlendi. Böylece, Patlakların Ayanoğlu Ahmet ve Arapların Gavas ile bacanak oldular… Üç kız, üç oğlan altı çocuğu oldu. Kızları Satı, Faddiklerin Güççük Ali (İleri) eşi; Neslihan, Guyucuların Amethoca (Ahmet Mola) eşi; Fatma ise Apdıramanların Ali Osman (Kirkit) eşi oldu. Bunların dışında 1941 yılında bir kızları daha olmuş, adı İsmihan. Yaşını doldurunca ölmüş bebek…
Cihan Harbinde İngilizlere esir düşünce meşhur asit banyosu işkencesine maruz kalmış. Bu yüzden Doğveli, gözlerindeki arıza ile birlikte yaşamış ömür boyu. 1964 yılında ölmüş, eşi Şerife Hanım ise yirmi yıl kadar daha yaşamış ve 1983 yılında vefat etmiş…
Doğveli Halil İbrahim’in oğulları ise Veysel, Mehmet ve Ömer’dir. Veysel, Bayramgazili Rahime ile evlendi; Halil İbrahim ve Fadime adında iki çocuğu oldu. 1997 Yılında vefat etti…
Mehmet, Davılcıarifin Süleyman kızı Neslihan ile evlendi; Terzitopal ve Berbermehmetin bacanağıdır… Serdar, Sedat, Halil İbrahim ve Semra olmak üzere dört çocuğu var; Sedat Gödeşlerin Mısdık kızı Tuğba ile evli, Sümeyye ve Mehmet adlarında bir oğluyla bir kızı var… Eşi Neslihan Hanım 2015 yılında vefat etti, Doğvellerin Mehmet ve çocukları İzmir’de oturuyorlar…
Ömer ise Arzılardan Çavuşmehmet kardeşi Satı ile evlendi, iki erkek bir kız çocuğu var… Doğvelinin toplamda sekiz torunu oldu, ikisinin adının ‘Halil İbrahim’ olduğunu kaydedelim…
KÖSELER
Veyisoğlu Velinin torunu, Doğvelinin küçük kardeşi Ali Osman’a ‘Köse’ diyorlar. Anlamı malum… Onun çocukları da ‘Köseler’ oluyor. Daldallardan Hüseyin kızı Gülsüm ile evlendi. Gülsüm Hanım Aligurunun kardeşidir…. İki oğulları oldu: Mehmet ve Veli… İki de kızları olmuş, ama bunlar çocukken vefat etmişler. 1925 Yılında doğan Penbe 1931’de vefat etmiş. Kardeşi Emine öldüğünde doğan kızına da onun adını vermiş; ama o da 1939’da altı yaşındayken ölmüş…
Oğlanlardan bahsederken de hep ‘Kösenin Mehmet’ , ‘Kösenin Veli‘ dediler… Bu oğlanlar evlenmeden anaları Gülsüm Hanım 1953 yılında vefat etti…
Babasının adını verdiği Mehmet 1936’da doğdu. Kur’an öğrenmenin sıkıntılı olduğu dönemlerde Ona hafızlık talim ettirdi. Akbaşların Mehmet Hoca ile birlikte hıfzını tamamlayan iki kişiden biridir… Vakti geldiğinde Naymelerin kızı Zehra ile evlendirdi. Bu evlilikten Hüseyin adını verdikleri bir oğulları oldu. Kösenin Mehmet, ilk oğluna anne-dedesinin adını koymuştu; fakat eşi Zehra Hanım 1964’te vefat etti.
Mehmethoca, Hacıguycunun kızı Sare ile evlendi. Ondan doğan ilk kızına da merhum eşinin adını koydu: Zehra… Sonraki çocukları Ali Osman, Satı ve İbrahim’dir. Aldığı Kuranı Kerim eğitimiyle ilgili olabilir, Kösenin Mehmet ölünceye kadar cami ve cemaate katılım konusunda aşırı titizliğiyle dikkat çekti. Onun sokaktan geçtiğini gördüğünde ezana birkaç dakika kaldığını anlardın… Kösenin Mehmet 1997’de, eşi Sare Hanım ise 2016 yılında vefat ettiler…
Mehmethocanın büyük oğlu Hüseyin, Ösüzömerin kızı Hatice ile evlendi. Ösüzömerin anası da Veyislerden olduğu için aralarında akrabalık bulunuyor… Bundan sonra Afyon’a yerleştiler ve halen orada oturuyorlar…
Ortanca oğlu Ali Osman da babasının izinden yürüdü, İmam Hatip oldu. Onun oğlu Mehmet Fatih ise, Dedesi Kösenin Mehmet’in Hafızlığını da tevarüs etmiş… Hepsi Afyon’da yerleşikler…
Küçük oğlu İbrahim, anadedesi Hacıgıycunun adını almış. Ailesiyle birlikte Afyon’da yaşıyorlar…
Köse, 1931’de doğan büyük oğluna dedesinin adını vermişti: Veli… Onu Kelidiriz (İdris Azbay) kızı ile evlendirdi. Şaban, Ramazan ve Gülsüm çocuklarının adıdır. Kösenin Veli, 1985’te eşinin ölümünden sonraki yıllarda tıpkı babasının şeklini almıştı… Uzun süre bu vaziyette yaşadıktan sonra 2014 yılında vefat etti…
Köse, eşi Gülsüm Hanımın erken dönemde vefatından sonra, Apdıramanlardan Şemsi ile evlendi. Şemsi Hanım da Kırtişoğlu Apil’den ayrılmıştı, Gıbış (Mehmet Özen)in anası, Sakallı (Mehmet Aydın)ın kaynanasıydı… Bu evlilikten çocukları olmadı, Şemsi Hanım 1977 yılında vefat etti, Köse Ali Osman’ın ölüm tarihi ise 1989… Kösenin adı, oğlu Mehmet’in oğlunda; ilk eşinin eşinin adı ise Veli’nin kızında yaşıyor…
Doğveli ile Köse kardeşler hakkında ilginç bir hikaye anlatılır… Cihan Harbi badiresini şöyle böyle atlatabilmiş kişiler, hayatlarının sonuna kadar onun izini kafalarından atamamışlar. Bu iki kardeş de çifte gittikleri Kötayolundaki tarlaya vardıklarında fark edebilmişler ancak eksikliği… Önceki günden yarım kalan tarlayı sürecekler ya… Pulluk, saban, boyundurk her neyse; levazımat tarlada duruyor da… Öküzleri köyden getirmeyi unutmuşlar…
Doğveller ve Köseler, Hacarifler gibi ‘Varlı’ soyadını aldılar.