Sülale

Abdurrahmanoğlu Hasan

    Emiralanoğlu Abdurrahman’ın tespit edilebilen beşinci oğludur. Hasan 1843 yılında doğdu. Çocukluğu, gençliği hakkında bir şey bilmiyoruz. Küçüğü Emrullah ile aynı anadan, Ayşe Hanımdan doğmuşlar. Belki abileri Mehmet, Molla Mustafa ve Abdülkadir ile de anaları aynıdır; lakin bunun belgesi yok… Tabi Ayşe Hanımın kimliği ve kimlerden olduğu hususunda da bilgimiz bulunmuyor…

    Abdurrahmanoğlu Hasan, kardeşler içinde ailesi çocukları en çok pülçüklenendir. Aşağıda göreceğimiz kalabalık çocuklarıyla 20. yüzyıl Apdıramanlarının ana damarını oluşturur. Her biri ayrı bir sülalenin atası olacak bu çocuklara başlamadan önce babaları Hasan’dan bahsedelim biraz daha…

    Rivayetlere göre Abdurrahmanoğlu Hasan da Mustafa abisi gibi ‘derin’ bir hocaymış. Her ne kadar ‘Molla’ ünvanıyla anılmasa da kendisi de öyle biriymiş. İlim tahsil etmenin yanında manevi yönden de kavi olduğunu söylüyorlar. O yıllarda köylünün en büyük başbelası çekirge afetidir. Zamanın şartlarına göre onunla mücadele etmenin kolay bir tarafı yoktur. İlaç zaten bulunmaz, hendek kazıp gömmek yahut yakmakla baş edilebilecek gibi değil, çok kalabalık sürüler halinde bu hayvanlar… İş gücü gerektirmeyen, maliyeti de bulunmayan en iyi araç ise sığırcıktır. Köyde sığırcık sürüleri varsa, çekirge barınamıyor orada… Gel gör ki bu mübarek kuşlar da her istediğin zaman bulunmaz… Eğretliler duymuş, Sandıklı tarafında çok sığırcık var, amma onları nasıl getirmek lazım… Apdıramanların Hasan’ı görevlendirip yollamışlar, ‘Bu işin üstesinden sen gelirsin’ demişler… Nasıl dua etti, ne okuyup üflediyse sığırcıklar başının üstünde uçuşa uçuşa Eğret’e kadar gelmişler. Köyün çekirge problemi o yıl bu çekirgelerle savılmış… Bu olayı Apdıramanların Hasan’daki manevi derinliğe bir örnek olarak anlatıyorlar…

    Gelelim çocuklarına…

    Önce Atike Hanım ile evlenmiş. Kayıt tutulduğu sırada hayatta olmadığı için Atike Hanım hakkında bir şey söyleyemeyeceğiz. Büyük ihtimal Sıntırların atası olan  Mollahmetler sülalesine mensuptu… Ondan, 1866 yılında babası Abdurrahman’ın adını verdiği bir oğlu dünyaya geldi. Bu Abdurrahman, Curak Mehmet Kirkit’in babasıdır.  

    Atike’nin vefatı üzerine, Veyisoğlu Halil kızıAyşe ile evlendi. Ayşe Hanım Böbüdedenin kardeşidir. Bir kardeşlerini de Abdülkadir abisi aldığı için onunla da bacanak oldular… Bu  hanımından da bir kız beş oğlan, altı çocukları daha oldu. Havva isimli tek kızlarının doğum tarihini bilemiyoruz, duyumlara göre Afyonlu Kasap Mehmet diye birine varmış…

    Büyük oğlu İbrahim, İbili diye bilinirdi; sonradan Kirpitçi lakabıyla anıldı. Kirpitçilerin atasıdır, 1947’de öldü…

    Mustafa da ilim tahsil etti, hacca gitti. Bu yüzden Hacı Hafız diye biliniyordu. Yeniali ile Kelhasanın babasıdır, Cumhuriyetin ilk yıllarında öldüğü tahmin ediliyor… 

    Mehmet’e de Çiloğlan veya Çilefe diyorlardı. Hüseyin ve Resul Ayas Hocaların babasıdır, 1937’de öldü…  

    En küçük oğlu Ali, Cihan Harbinden dönemedi. Babasının adını verdiği tek oğlu Hasan, askerde takılan Esat lakabıyla tanınır. Ayrıca anası Garmenlerden olduğu için Garmenlerin Esat da derlerdi…

    Apdıramanların Hasan, Macur Osman Dandır’da vefat ettikten sonra çocuklarıyla Eğret’e gelen eşi Zeynep Hanımı da nikahı altına aldı. Yunan işgalinden önce, 1920 yılında, yaşı seksene yaklaşmışken Eğret Muhtarı olduğu anlaşılıyor… Yukarıda özet geçilen beş oğlunun macerası ayrıntılı olarak ele alınacak…

Share with others

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir