ıbrık – izmirmıkı
ıbrık/ırbık: ibrik ıcicik: azıcık ıhmek: Dizlerinin üzerine çökmek ıkılamek: Yorgunluktan, hastalıktan ya da sıkıntıdan sık sık nefes almak, inlemek. ıkmek:
Read Moreıbrık/ırbık: ibrik ıcicik: azıcık ıhmek: Dizlerinin üzerine çökmek ıkılamek: Yorgunluktan, hastalıktan ya da sıkıntıdan sık sık nefes almak, inlemek. ıkmek:
Read Morehaba: Kendir veya eski bezlerden kabaca dokunmuş kilim. habakam debakam: Hiç durmadan, sürekli olarak (Ha bakalım, de bakalım) habaken: Tamam mı,
Read Moregötü: eşyanın altı, tabanı götü boklu: Pis, değersiz, beş para etmez. götüñe sok: Argoda, senin olsun, ne yaparsan yap anlamında
Read Morego: Bırak, olduğu yere koy, anlamına gelir. Gobağıñguyu: Çatalüyük mevkiinde dolaplı bir kuyu. Gobakdede tarafından bizzat kazdırıldığı söyleniyor. gobak: meşe
Read Morege: gel gebeş: Şişman, göbekli ve kısa boylu. Gecegondu: Hassönlerin Buruşakmehmetin son eşi Menciknineden büyük oğlu İbrahim Omak. 1928 Yılında
Read Moregaba: 1.Yumuşak ve hacimli, 2.Küçükbaş hayvanlara takılan büyük boy bir çan türü. gaba daş: Ayazin köyü civarından çıkarılan kolay yontulduğu için
Read MoreFadik: Fatma, Fadime Faddiknine: Emiralilerin Halil eşi Fatma İleri. Gademlerin Ali kızı, Guycunun kardeşidir; 1860 Yılında doğdu. Emiralioğlu ile evlenince
Read Moreébakam: Sabır tavsiye etme sözü (eh bakalım) ebes: Hiç kimse tarafından hoş karşılanmayan, ayıp (abes) ebir gübür: (i) Değersiz nesne,
Read Moredeve yapmek: 1.Düğünlerde gençlerin topluca deve maketi yaparak oynadıkları köy oyunu; 2.Çocuğun elindeki yiyeceği kapma bahanesi. deveynen dombey: Önemsiz şeyleri
Read Moredaban: 1.Yer, zemin (taban); 2. Esas, asıl; 3.Tarla sürülüp tohum saçıldıktan sonra atılan gübre; 4.Zemin kat; 5.Taşsız, düz, verimli tarla.
Read More